Ahtapot Amca

Denizin dibinde, mercan kayalıklarının arasında tonton ve şirin bir Ahtapot Amca yaşarmış. Komşularının yavru balıklarını kolları arasına alırmış. Şarkılar söyleyerek onları gezdirirmiş. Her zaman başka başka yavrular Ahtapot Amca’nın kollarında dans ederlermiş. Her defasında da bir başka güzelliği keşfederlermiş. Fakat Ahtapot Amca’nın kötü bit huyu varmış. Korkunç hapşırıkları varmış. Yavru balıkları ürkütürmüş.

 Günlerden bir gün, yavru balıklar tonton ahtapotun kollarında dans ediyorlamış. Ahtapot Amca öyle bir hapşırmış ki, zavallı balıkların her biri bir tarafa fırlamış. Neye uğradıklarını şaşırmışlar. Tonton ahtapot telaş içinde yavruları toplamaya çalışmış. Ama bazılarını ne yazık ki bulamamış. Üzüntüsünden ne yapacağını şaşırmış. Bütün gücüyle “Hamsilerim, sazanlarım, kılıç balıklarım, nerdesiniz?” diye bağırmaya başlamış. Ne kadar ıslık çalsa, seslense, bütün kollarıyla etrafını yoklasa da boşuna… Çareyi Deniz Dibi Balık Karakoluna başvurmakta bulmuş.

Nefes nefese anlatmaya başlamış. Ahtapot Amca anlatırken, komiser balina gülüyormuş. Ahtapot bu duruma bir anlam verememiş.  “Neden gülüyorsunuz Komiser Bey?” diye hayret içinde sormuş. O sırada içeriden küçük yavruların kahkahaları gelmesin mi! Kulaklarına inanamamış. Sonra yavrular saklandıkları yerden çıkmışlar. Hep birlikte hapşırmaya başlayarak tonton amcalarını taklit etmişler. Meğer etrafa savrulduklarında, girdikleri köşede sessizce bekleyip saklanmışlar. Neyse ki komiser amca yanlarındaymış. Neşe içinde yavrucuklarını kolları arasına almış. Her birinin küçük yanaklarına kocaman bir öpücükler kondurmuş. Ardından hep birlikte evlerinin yolunu tutmuşlar. Aileleri merak içinde onları bekliyorlarmış. Birbirlerine kavuştuktan sonra anne ve baba balıklar, olan biteni yavrularından dinlemişler.

Ertesi gün tüm komşu balık aileler toplanmış. Ahtapot Amca’nın artık bir doktora gitmesi gerektiği konusunda anlaşmışlar. Bu kararı Ahtapot Amca’ya bildirmek için de Gürbıyık Amca’yı seçmişler.

Çıtır ve Pıtır kardeş balıkların babası Gürbıyık Amca, hemen Ahtapot Amca’nın evinin yolunu tutmuş. Eve vardığında kapıyı ona Ahtapot teyze açmış. Gürbıyık Amca hemen söze başlamış. “İyi günler Ahtapot Hanım! Biz komşular düşündük taşındık. Ahtapot beyi bir doktora götürmeye karar verdik.”

Bu arada yine bir hapşırma sesiyle yerlerinden fırlamışlar. Az sonra yola koyulup doktora varmışlar. Doktor amca, Ahtapot Amca’yı iyice muayene etmiş. Daha sonra kan ve idrar tahlillerini yapmış. Doktor tahlil sonuçlarını şöyle açıklamış: “Bakın Ahtapot bey! Şu resimde görmüş olduğun bitkiye karşı alerjiniz var. Bu bitkiden mümkün olduğu kadar uzak dur! Vereceğim ilaçları da düzenli olarak kullan! Bugünü kadar bu rahatsızlığını neden ihmal ettin?”

Ahtapot Amca mahcup bir şekilde başını öne eğmiş. Aslında tedavi için gereken paranın kendinde olmadığı söyleyememiş. Bu arada Gürbıyık Amca, reçeteyi hemen doktor amcanın elinden kapmış ve söze başlamış: “Ahtapot amcamız! Teyzemizle birlikte bugüne kadar yavrularımızın atlıkarıncası oldunuz! Onları hep mutlu ettiniz. Bırakın da biz de sizleri mutlu etmenin bir fırsatını bulmuşken değerlendirelim. Komşular olarak hepimiz, tedavi için gereken masrafı karşılamak istiyoruz.”

Bu sözlerin üzerine Ahtapot Amca ve teyzenin gözlerinden mutluluk gözyaşları süzülmüş. Elbette ki bu mutluluk, onların hiç karşılık beklemeden gösterdikleri dostluk ve yaptıkları güzel komşuluğun bir meyvesiymiş.

Bu mutlu olaydan sonra Ahtapot Amca’nın hapşırıkları çok nadir duyulur olmuş. Ve bu mutlu hatıra hep böyle hatırlanır olmuş.