Karınca Ailesi  

Güzel bir bahçede yaşlı bir dut ağacı varmış. Gövdesinde bir karınca ailesi barınırmış. Çok mutlu bir aileymiş. Ancak aralarında Cingöz ve Huysuz adında çok yaramaz iki karınca varmış. Bu yaramaz karıncalardan şikâyet etmeyen komşu kalmamış. Baba ve anne karınca, “Ne olacak?” diye kara kara düşünmeye başlamışlar. Baba karınca bir sabah Cingöz ve Huysuz karıncayı karşısına almış. Yaptıklarının hiç hoş olmadığını bir bir anlatmış. Ama dinleyen kim!

Günlerden bir gün, bu yaramazlar, baba ve annelerinin evde olmamasını fırsat bilmişler. Evden uzaklaşmışlar. Komşularının ambarından buğday yürüterek yuvalarına taşımışlar. Cingöz, böbürlenerek diğer kardeşlerine seslenerek, “Bakın ben ve Huysuz, sizler uyuklarken, çalışıp çabalayarak buğday kazandık, bizlerle gurur duymalısınız.”  Tabii ki kardeşler, hep bir ağızdan kahkahayı patlatmışlar. Çünkü bu yalana inanmamışlar. Kardeşlerden Sarı karınca, “Eminim bu buğdayı çalmışsınızdır, sizde çalışacak yürek nerede!” demiş. Diğer kardeşler de Sarı karıncanın sözlerini onaylamışlar. Cingöz çok bozulmuş, ama bir şey diyememiş. Ne de olsa kardeşleri haklılarmış. Ama gurur yaptıklarından suçlarını da söyleyememişler.

Derken polislerin siren sesleriyle yerlerinden fırlamışlar. Bir de ne görsünler, kapılarında polis amcalar durmuyor mu? Yaramaz kardeşler, hemen arka taraftaki oyuktan kaçmışlar. Kapı tıklayınca içeride kalanlar hep birlikte dışarıya çıkmışlar. “Ne oluyor?” demişler. Telaşlanmış ve ne yapacaklarını şaşırmışlar. Bu arada baba ve anne karınca da kan ter içinde buğdaylarıyla gelmişler. Olup biteni anlayınca oracıkta nerdeyse bayılmışlar.

Komiser karınca söze başlamış: “Komşunun deposundan buğday alınmış, sizin çocuklarınızdan şüpheleniyorlarmış. Biz de gereğini yapmak için buradayız. İfadelerinizi almamız gerekiyor. Şimdi doğru karakola gidiyoruz.” Bunun üzerine hep birlikte yola koyulmuşlar. Bu arada saklanan karıncalar yaptıklarının ne kadar hatalı ve çirkin olduğunu anlamışlar. “Şimdi ne yapabiliriz, ailemizi nasıl bu utançtan kurtarabiliriz” diye çok düşünmüşler. Huysuz karınca şu teklifte bulunmuş: “Bir fikrim var Cingöz! Gidip olanı biteni anlatalım. Yaptığımızın çok kötü ve yanlış olduğunu anladığımızı söyleyip özür dileyelim. Belki bizi affederler, ailemizden de özür dileriz.” Bu teklif Cingöz’ün aklına yatmış.

Huysuz ile Cingöz, az sonra karakolun kapısında belirmişler. Karar verdikleri şekilde konuşmuşlar. Herkesten özür dilemişler. Başları önde, aileleriyle birlikte yuvalarına dönmüşler.
O günden sonra, hırsızlama hiçbir iş yapmamışlar. Çalışkanlıklarıyla örnek karıncalar olmuşlar. Üstelik herkesin takdirini kazanmışlar…