Ümitlerde Kalmasa...

- Kadın Gözüyle İzmit” konulu kompozisyon birincisi  -

Öyle bir düşünce basmaklarından tırmanıyorum ki; İzmit bana tebessüm ediyor. Günün yorgunluğunu unutacağımız bizim için kurulan salıncakların, çınar dallarındaki hışırtılarını hayal ediyorum. Göklere uçarken gökyüzünde bizleri selamlayan planörlere el sallıyoruz. Kartepe’den esen serin rüzgâr çamlar ın mis kokan rayihalarını bizlere ulaştırıyorlar. Halkla bürokratların kucaklaşmaları- kış ve yaz olarak düzenlenecek pikniğin tadsını hissediyoruz. Ayrıca; Kartepe Şenlikleri sosyal aktivitesi içeriğinde rengârenk çeşitli insan görüntüsünü düşünüyoruz. Teleferik sisteminin hayata geçirilmesiyle boşlukta süzülürken, İzmit’in manzaralarını seyretmenin doyumsuzluğunu idark etmeye çalışıyoruz.

Körfez’in koyu mavisini gözlerimize sokarcasına meltem esiyor. Yüzmek için aceleyle sahillere koşturuyoruz. Berrak su görüntüleriyle kucaklayan çakıl taşlarını çocuklarımızla sektiriyoruz. Günün yorgunluğunu alan sıcacık çayla simitlerimiz de ellerimizi süslüyor. Körfez’ de denizimizin gelinleri olacak olan yelkenliler salınırken, turizme yapacağı katkıları ve yelken yarışmalarıyla gençlerin istihdam edilmelerine zemin hazırlıyoruz. Vapur gezilerinin uzun vadeli organizasyonlarla zenginleştirilmesi, sandal gezileri, balık tutmalar, ailecek çıkılacak sahildeki çay bahçelerinde şiir nağmelerini mırıldanmak…

Köstebek yuvası olmaktan kurtulan yollarda özgürce ve düşme korkusu olmadan yürüyoruz. Zamanında uzun vadeli düşünülerek yapılan geniş yolların kenarları, nazlı nazlı salınan ağaçlarla geleceğin oksijen deposu vazifelerini üstlendiriyoruz. Duble yolarda trafiğin akışını seyir halindeyken, yüreklerimizin ağzımıza gelmeyeceğini düşünmekten huzur duyuyoruz. Mahalle arasındaki dar sokaklardan tepelere tırmanan otobüste olmayacağımızın haliyle rahatlıyoruz. Park problemimiz de kalmamış. Tarihimizin can damarını hatırlatan şehitliğimiz, milli bütünlüğün merkezi olmuş. Çocuklara resimlerle İzmit’in geçmişinin izleri aktarılıyormuş. Çocuk bayramlarında özel, şehitleri anma organizasyonu düzenleniyormuş.

Tepelerdeki atıl görüntülü evler yeniden yapılandırılmış; çarpık görüntülü evler sitelere çevrilmiş; yeni yapılacak müstakil evlerin, eski İzmit evlerinin stilinden yapılmasına titizlik gösterilmiş. Parkların sayıları artırılmış; bisiklet turları, çocukların sevinç çığlıklarına karışmayı bekleyen uçurtmalar semayı süslemiş; cıvıltılarımız olan yavrularımızın balonlarıyla koşturuyoruz. Fuar alanının çevre düzenlemesi, ağaçlandırılması ve özellikle çocuklara fidanlarının diktirilmesi başarılmış. Şu anki yürüyüş yolumuzun antikaları, Osmanlı’dan kalan çınarlarımızın, sevdikleriyle elele dolaşan çocuklarımızın hatıralarında iz bırakıyordur. Öyleyse çocuklarımızın çocuklarının da gezip, atalarını yad etmeleri, çınarlarla asırlaştıracakları mekanlar düzenlenebilir. Evlilik cüzdanımız verilmeden önce dikilen fidan sertifikaları isteniyormuş… Böylece bizlerin diktiği çınarların gölgelerinde, onların da çocuklarıyla adımlarını sıralamaları sağlanmış.

Lokanta, otel, çay bahçeleri, kafelerin en göze batan köşelerinde günlük gazeteler, çocuk yayınları ve aileler için eğitim setleri olan mini kütüphaneler kurulmuş. İzmit’te yaşayan ve eli kalem tutanlanlara öncelik tanınarak, kitapları belediye bünyesinde bastırılmış. Tiyatrolarda yerel yazarların eserlerine öncelik tanınmış. Masalları yayınlananların eserleri okullarda öğrencilerin uygulamaları için destek verilmiş. Halk kütüphanelerine ailece gitme kampanyası düzenlenmiş. Bu görevi de üstlenen öğretmenlerimiz örnek oluyorlarmış. Açık hava gösteri merkezlerinde amatör toplulukların ve düşünürlerin, bürokratlarla halkı buluşturacağı aylık programlar düzenleniyormuş.

Öğretmenlerin, çocuk psikolojisiyle alakalı aylık seminerlere katılımı sağlanmış. Her yeni çıkan eğitim ve davranış teknikleriyle alakalı eserler bizzat kendilerine hediye edilerek gündemi yakalamaları sağlanmış. Maalesef fakülte bitiminden sonra çoğu, bir parmak kalınlığında kitap okumuyor. Dolayısıyla teknolojik değişimlerden uzak ve kendilerini aşma, noktasından uzak kalıyorlar. Öğrencilerine, velilerine örnek almaları açısından bu ayrıntıya titizlik gösterilmiş. Öğretmenlerin kültürel faaliyetlere katılımlarına destek verilmiş. Geri dönüşümünü de kendini ifade eden, başarmaya odaklı, hedefini çizmiş bir gençlik olarak aksetmiş.

Yöresel el sanatları desteklenmiş. Kandıra bezimiz, fındığımız, kirazımız, hindimiz ve Kandıra yoğurdumuz festivallerle güncelleştirilmiş, türküler derlenmiş. Sanat merkezlerinde kursiyerlerin becerilerini satmaları ve kendilerine katkı sağlamaları baz alınmış. Yöresel yemeklerin tespiti için İzmit’le örtüşmüş malzemelerden olacak tariflerden yarışmaları düzenlenmiş. İzmit evlerinin stilinden yapılan lokantalarda tarihi yaşatacak mönüler, Kandıra bezinden yapılmış aksesuarlarla dokumacılık sektörünün canlanması sağlanmış, İzmit’in bünyesindeki köylere yapılan turlarla halk kaynaştırılmış. Herkes toprağından elde ettiği ürünleri pazarlama sektörüne kavuşmuş.

Unutulmaya yüz tutan güreş sporumuzun dünya şampiyonlarını çıkaran merkezi olmuş. Okullarda alt yapısı kurulan spor faaliyetlerinin ilerki okul yıllarında da devamı sağlanmış. Okul faaliyetleri bünyesinde düzenli aralıklarla çocuk yuvaları ve yaşlı yurtları ziyaret ediliyormuş.  Ailelerin de desteğiyle yapılacak organizasyonlar çocuklarımızın merhameti, sevgiyi algılamalarını hem vermenin hem de almanın önemini kavramaları sağlanmış.

Kampanyalara gelince… Haftanın belli günlerinde hurda kâğıt, gazete, şişe ve pil toplanıyormuş. Böylece milli servetimize katkı sağlanıyormuş. İzmit’le özdeşleşmiş modern trenler, istikametindeki ıraklara götürmüş, ıraklardan getirdiği sevdiklerimizin gönülleri sevinçle dolmuş.

Umutlarda Kalmazsa!... Geleceğin nesillerini yetiştirecek biz anneler; İzmit’in doğal şartlarıyla teknolojinin verilerini birleştirmiş, insanca, sevgisi ve saygısıyla İZMİT istiyoruz…

                                                                                                                                                                     Nevin ALAN