Rab İçin 

- Bizim Aile Dergisi Kompozisyon Birincisi -

Kızım, üniversite 2. sınıfa yeni başlamıştı. Telefonun çınlayan sesine koştum karşımda kızım, heyecan üzüntü ve terettütle karışık sesiyle “ anneciğim sınıf arkadaşımın ev arkadaşı memleketten gelememiş. Ailesi iflas ettiği için, çocuklarının yol ve ihtiyaçlarını karşılayacak para ayarlayamamışlar. Annecim sen İzmit’te şu kadar limiti toplayabilir misin?” Telefonu kapattığımda  düşündüm. Okulların açıldığı bu ay herkesin kendine göre masrafları olduğu dönemdi. Kimseden talepte bulunamayacağımıza karar verdim.

Akşam ebedi arkadaşım okuldan geldi. Bende kızımızın anlatımında yaşadığı heyecanla konuyu aktardım. Eşime bir teklifte bulundum. “ Maaşımızı yeni aldık, kızlarımıza gerektiği kadar gönderdik.Kendimize kalan kısmı bu öğrenciye gönderebilir miyiz? Bu ay market alışverişi yapmayız. Evde ne kaldıysa idare ederiz.” Ebedi arkadaşım dinledi, olumlu veya olumsuz cevap vermedi. Ertesi gün elimizdeki bütün parayı gönderdik.  

Aradan iki hafta geçti. Artık evde malzememiz kalmamıştı. Aldığım yayınların ücretini ödeme ve ek gelir düşüncesiyle yaptığım elişilerden sağladığımla acil ihtiyaçlarımızı karşılıyorduk. Oğullarıma da sadece şeker alabiliyorduk. Toplu alışveriş yaptığımız zaman yavrularımız her türlü sevdikleri yiyeceklere kendileri karar veriyorlardı. Bu durum onlar için anlaşılması zor bir farklılık olacaktı.Yaşlarına uygun kelimelerle durumumuzun sebebini anlatmıştım. “ Bebüşlerim, Allah’ın bizi sevmesi için böyle yardımda bulunmalıydık. Size de cennette sevdiğiniz şeyler yaratılıyor. Meleklerde sizi alkışlıyor.” Bu şekilde ailece içimizi saran farklı bir lezzet duyuyorduk. 

3. Haftada malzemeler tükendi ama çevremize hissettirmemeye gayret ediyorduk. Bakkala yazdırdığımız ekmek ve yumurtayla sadece tarhana çorbamız kaynadı. Onlarda mecburen yağsız pişiyorlardı fakat çok lezzetliydiler. O zaman farkına varmadığımız bir ülfet halinde geçen günler yaşadığımızı daha iyi hissettik. Ramazan ayında açlar hatırlanır, demenin pek manasının olmadığını insan şu durumda idrak ediyordu. Az çok insan ne gibi bir yaşantısı olduğunu tahlil edebilmesi için demek ki böyle farklı bir özel durumu tatmalı. İnsan yokluğun sızısını ancak bu durumda kavrıyor.

Telefonun karşısında kızım “ anneciğim hafta sonu geliyorum, birde sürprizim var.”Biraz bocaladım, kızımızın bizim gönüllü olarak katlandığımız durumumuzu bilmesini istemiyorduk. Gelme diyemedim.

Minik oğullarım çığlık çığlığa kapıya koştururken bende kızımın sevdiği ve özlediği yiyecekleri hazırlayamamanın huzursuzluğuyla sarıldım. O çok mutluydu. Babacığına sarıldı. Daha nefesini toplamadan cüzdanından para tomarı çıkararak “ babacığım inanmayacağınız bir olay oldu. Benim 1. sınıfta başvurduğum burs veren kurum olmuştu. Bütün işlemlerimi tamamlamıştım ama cevap gelmemişti. Aradan bir sene geçti. Şimdi aynı yere burs başvurusu yapan arkadaşım “ geçen sene verdiler bu senede vereceklermiş. Ne güzel ailemize yükümüz hafifleyecek değimli?” diye söyleyince şaşırdım. Ben hiç para almadım ki? dedim. Kurumu aradım, onlar bankaya düzenli olarak yatırmışlar ama ben çıkmadı diye aramadığım için gözümden kaçmış. Birikmiş olarak bankadan çektim. Bir kısmını da size getirdim.” Eşimle bakıştık. Gönderdiğimiz paranın beş katıydı. Rabbimize ( c.c) karşı mahcubiyet hissettik. Demek ki 23. sözde yazıldığı gibi yükümüzü gemiye bırakmanın ve geçimimizi düşünmeden olduğu gibi elimizde kalanı göndermenin geri dönüşümü, daha dünya hayatındayken  karşımıza çıkarılıyordu. Yeter ki bizler teslimiyetimizi tam yerine getirmeye acizane çalışalım.   

                                                                                                                                                               Nevin Alan